Gökhan Tekin'in Web Sitesine Hoşgeldiniz.
İslamiyet Ruhum Türklük Bedenimdir  
  TurksRaider
  Yüce Dinim İslamiyet
  Yüce Soyum Osmanlı
  Mustafa Kemal Atatürk
  TurksRaider Videos
  Büyük Türk Devletleri Ve Tarihleri
  Büyük Tarihimizden Kesitler
  => Osmanlı Devletinin Asya Politikası
  => Osmanlı ile ilgili duymadığımız birkaç ayrıntı
  => Yüce Peygamberimizin Türkler Hakkındaki Hadisleri
  => Türkler Hakkında Söylenen Sözler
  => Son Kale Medine
  => Osmanlının Düzeltemediği İmajı Kim Düzeltmiş
  => 1821 Mora İsyanındaki Patrik
  => Cahar Dudayev
  => Ulu Önderin mason localarını kapatması
  => 31 Mart Vakası Ve Gök Sultan AbdülHamid Hana Yapılan Haksızlıklar
  Birazda Benden
  Kavak Yelleri Dizisi Bölümleri
  Yapmış olduğum Modifikasyonlar
  Faydalı Bilgisayar Programları
  Ziyaretçi defteri
  Gökhan'ın Posta Kutusu
  Site İstatistikleri
  Anketler Bölümü
 

TurksRaider News

Gökhan Tekin

Kartınızı Oluşturun
Osmanlının Düzeltemediği İmajı Kim Düzeltmiş

"Ecdadimiz Hakkında Bunları Biliyormuydunuz ?
Ecdadımız Yüz Akımız ! Altı asır gibi uzun bir süre üç kıtada hükmünü yürüten ecdadımızın medeniyet mirasını inceleyip araştırmadan içte ve dıştaki bazı gafil ve hainlerin ona, "emperyalist" yaftasını yapıştırarak mahkum etmeye çalışmalarına mukabil, Macaristan İlimler Akademisi tarafından ortaya çıkartılıp yayınlanan bir belgede şöyle belirtilir:

Osmanlı Devleti'nin Macaristan'da hakim olduğu devirlerde, Macar halkından yılda 7 milyon akçe 21 milyon vergi toplayıp, buna karşılık aynı yıl Macaristan'a 21 milyon akçe yatırım yaptığını...


Medine Muhafızı

Osmanlı'nın edeple taçlaşmış iman anlayışının gereği olan Hazreti Peygamberi'nin(sav) şehrini bir valinin adının altına sokamayacağı saygı ve edebi ile, oraya göndereceği idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafızı " diye isimlendirme hassasiyetini gösterdiğini . . .


Bir Yanlışın izahı

Padişahların, Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine: "Sana orayı , bahşettim " demesinin.

"Verilen yeri imar et!' manasına geldiğini ve bu varlıklı Osmanlı paşalarının, o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda servetlerini tükettiklerini . . .


Milletlere Göre Fiyat Farkı

Osmanlı'nın son döneminde (1850) İstanbul'da uzun yıllar kalmış bir batılı tarihçi olan M A Ubicini'nin şehirde yaşayan değişik milletlerin karakter yapılarını öğrendikten sonra, hatıralarında:

"Bir kaide olarak, Ermeni ye istediği paranın yarısını, Ruma üçte birini, Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alışveriş ettiğiniz zaman istediği fiyattan emin olunuz ve istediğini veriniz"diye yazdığını…


Hayal Müessesesi

Teb'asını "Emanetullah" olarak gören Osmanlı Devleti'nde, akıl hastalarına bimarhanelerde son derece şefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli çamaşır ve çarşaflarda yatırılıp musiki ile tedavi edildiğini.
Aynı dönemde Avrupa'da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek diri diri yakıldığını

Türk Köşesi

Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin üç kıtada at oynatıp buyruk yürüttüğü ihtişamlı dönemlerinde, Avrupa'da Türk hayat tarzı ve modasının çok tesirli hale geldiğini Evlerinde Türk köşesi bulundurmayan sosyete mensuplarının ayıplandığını


Talan Edilen Mirasımız

Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile, döşettiğini . . .

Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının türbeden gasp edilerek, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını...

Ecdadımızın Silinmez İzleri

1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine: “Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800’lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini (Apuhan, Recep Şükrü; Ruhumda Darp İzi Var, Timaş İst.1990, s. 41)

Bitmeyen Osmanlı Sevgisi

Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını… Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak’ın'. "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbul'u görmeden almasın!" dediğini Trablusgarp’taki ihtiyar Cezayirlilerin, boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…(Yakın Tarihimiz, 6 Eylül 1962, cilt 3, sayı: 28 s. 42. Vatan Gazetecilik A.Ş İst/1962)

Avrupa'da Akıncı Korkusu

1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde. Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince. Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal edildiğini... (Refik, İbrahim; 'Akıncı Millet" Sızıntı, sayı: 143, Aralık/1991 s. 479)

Eşsiz Misafirperverlik

Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Comte de Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliği ile alakalı olarak : "Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar öyleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya bile tutuştuklarını…( Danişmend, İ Hakkı; Eski Türk Seciye ve Ahlakı, İstanbul Kitabevi, İst? 1983, s 127)

*****************************
Sonuç nedir şimdi? Bütün medeniyetine, insanlığına ve insafına rağmen kafirlerin gözünde parlaklığımız mı arttı? O gün Osmanlı'nın insanlığından faydalanan Hristiyanlar 2.Viyana'nın hemen ardından kurdukları kutsal ittifak denilen haçlı seferinde Balkan köylerini basıp Türkleri alınlarından çivilemedi mi? Ya bugün? Bir tane Müslüman bir tane kafiri alnından mı çiviledi de Müslümanları bugün terörist diye ilân ediyorlar? Nurcular da bu yaftayı bütün Müslümanlar adına hadlerini aşarak kabûl ediyorlar ve hata bizde diyorlar mı? Evet. Buna mukabil de diyalaogçuluk terörünü estirip kafirin gözündeki Müslüman görüntüsünü yani nurcuların diliyle imajını düzelttiklerini iddia ediyorlar mı? Evet. Koca Osmanlı'nın düzeltemediği imaj nurcular tarafından düzeltildiğine(!) göre Kuran-ı Kerim' deki şu ayet-i kerime iptal mi olmuş oldu?

“Sen onların (yahudilerin, hıristiyanların) dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur.Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. " (Bakara Sûresi 120) "

Türkleri ancak öldürebilirsiniz ama asla yenemezsiniz  
  Image Hosted by ImageShack.us
By turksraider at 2008-10-26
 
Reklam  
   
TurksRaider!!!!!!!!  
   
Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=